kotu gun

Kötü geçen bir iş gününün üstesinden gelmenize yardımcı olacak beş önemli stratejiyi bu yazıda öğrenebilirsiniz.
Çoğu kişi güne enerjik ve hazır bir başlangıç yapacak şekilde yataktan kalkmıyor. Bazı günlerde yoğun çalışma temposuna kendinizi kaptırıyor ve günün sonuna gelmek için elinizden geldiğince efor sarf ediyorsunuz. Ancak diğer kötü geçen günlerde ise bunu yapacak enerjiniz veya motivasyonunuz bile olmayabiliyor ve sanki her şey size engel oluşturuyormuş gibi bir hisse kapılabiliyorsunuz.

Saatinizin veya telefonunuzun alarmı geç çalıyor. Başınızda inanılmaz yoğun bir ağrı var ve vücudunuz sanki kamyon tarafından çarpılmış gibi hissediyor. Bilgisayarınız kendiliğinden kapanıyor ve teslim saati neredeyse gelmiş olan üzerinde çalıştığınız projeyi yok ediyor. Denetleyiciniz sizden beklediği performans ve verimi yeni bir seviyeye taşıyor ve öğle yemeği molanızda bile çalışmanızı istiyor ki daha öğle vakti gelmedi bile.

Herkesin buna benzer günleri olmuştur. Sanki günün böyle olması sizin hatanızmış gibi bir fikre kapılabilirsiniz ama kesinlikle sizin hatanız değil. Çoğu zaman bu tip stresli durumlar kontrolünüz dışında gelişir. Ancak bu stresli durumları takip edebilir, kabullenebilir ve reaksiyonlarınızı reset edebilirsiniz. Kötü geçen bir iş gününün üstesinden gelmek için bu beş stratejiyi mutlaka uygulamayı deneyin:

1. İş Kaynaklı Stresi Hayatınızdan Yok Edin

Amerikalılar için bir numaralı stres kaynağının ne olduğunu bilmek ister misiniz? İş stresi. Bugün için Amerikalılar’ın yüzde 65’i iş kaynaklı stres yaşıyor ve her üç Amerikalı’dan birinin iş kaynaklı stresi kronik hale gelmiş durumda.
İş kaynaklı stresi yok edin. Çalışma sorumluluklarınızı göz önüne getirin ve sizin için neyin önemli ve neyin önemsiz olduğunun kararını verin. Kendinize olan güveni tekrar kazanmak için öncelikle en basit olan işleri yapın ki verimli performans temponuza geri dönebilesiniz. O gün için tamamlamak ve başarmak istediğiniz işler için kendinize gerçekçi teslimat zamanları belirleyin. Eğer teslim zamanlarına uymakta çok zorlanıyorsanız yönetim ile görüşerek kendilerinden iş yükünüzü azaltmalarını rica edin.

2. Patronunuzla Doğru Şekilde İletişim Kurun


Patronunuz baskıyı en fazla hisseden kişi olabilir ve sonuç olarak hissettiği bu baskıyı ve stresi çalışanlarına yansıtıyor olabilir. Patronunuzun geçirdiği kötü gün her gün olabilir ya da sizin iletişim biçiminiz patronunuzla olan profesyonel ilişkiyi zedeleyici nitelikte olabilir. Patronunuzla olan ilişkinizi geliştirmek için patronunuzun iletişim biçimini kullanarak kendisiyle iletişim kurmak durumundasınız. Patronlar için dört tip iletişim biçimi vardır:

Analitik: Analitik iletişim biçimine sahip bir kişi gerçek numaraları ve somut verileri görmeyi tercih eder. Patronunuz analitik ise onunla konuşurken belirsiz dil kullanmaktan kaçınmalı ve patronunuza kesin ve apaçık bilgiler vermeye dikkat etmelisiniz.

Sezgisel: Sezgisel iletişim biçimine sahip bir kişi genel sonuca odaklanır ve ince detaylar arasında kaybolmaktan kaçınmak ister. Bu tip kişiler cevabı önceden bilirler ve sadece o cevabı duymak isterler. Yani lafı asla dolandırmayın ve doğrudan sonuçları paylaşın. İşin gidişatı hakkında genel bir özet sunun ve sonrasında somut sonuçlar paylaşarak konuşmanızı bitirin.

İşlevsel: İşlevsel iletişim biçimine sahip bir kişi; detayları, zaman çizelgelerini, taslakları, işlemleri ve etkili dizayn edilmiş planları sever. Bu tip bir patron iş ile ilgili hiçbir adımı kaçırmak istemez bu yüzden işlevsel iletişim biçimine sahip patronunuzla görüşürken tüm bilgileri az ve öz olarak açık bir şekilde vermeye dikkat edin.

Kişisel: Kişisel iletişim biçimine sahip bir kişi, veri odaklı “soğuk” bir diyalog yerine duygusal dile ve bağlantı kurmaya değer verir. Bu tip kişiler derine inmeyi ve her şeyin nedenini öğrenmeyi sever. Ayrıca iş arkadaşlarını daha yakından tanımaya ilgi gösteren ve bundan keyif alan patron tipi budur.

Patronunuzun tercih ettiği iletişim biçiminde konuşmak için pratik yapın ve o şekilde konuşmaya kendinizi alıştırın. Sakın kendi karakterinizi ve iletişim biçiminizi tamamen değiştirmeyin çünkü bu özellikler size benzersiz bir güç sağlamaktadır ama başka bir iletişim biçiminde konuşabilmek, sanki yeni bir dilde uzman haline gelmek gibi olacağı için kariyerinizde oldukça işinize yarayacaktır. Eğer geçen gün gerçekten de çok kötüyse, kötü günü geçiren kim olursa olsun, patronunuzdan uzak durmaya özen gösterin. Samimi olun, işinizi zamanında bitirin ve sesli iletişimi mümkün olduğunca kısa ve profesyonel tutun. En kötü günlerde eğer patronunuza bilgi vermeniz gerekiyorsa email yolunu tercih etmeniz en idealidir.

3. İş Arkadaşı Siyasetlerinden Uzak Durun

İş arkadaşları arasında oluşabilecek tatsız durumlar ve ofis siyasetleri iş veriminizi etkileyen faktörler arasında yer almaktadır. Eğer bu tatsız durumlar artıyorsa ya da çok uzun sürüyorsa şirketinizin insan kaynakları bölümüyle iletişim kurun, durum hakkındaki endişelerinizi ve gerçekleşen olayların işi yapma kapasiteniz ile verimliliğinizi nasıl etkilediğini dile getirin.

Bunun dışında elinizden geldiğince oluşabilecek bu tatsız durumlardan uzak durmaya çalışın. Unutmayın ki her ne kadar iş arkadaşlarınız bunun farkında olmasa da artık liseli öğrenci değilsiniz. Eğer iş arkadaşlarınız sizi olan bitene dahil etmeye çalışırsa onlara bunu yapmaları için sakın izin vermeyin. Eğer olaylara dahil olmama konusunda kendinizi zor tutuyorsanız bu ipuçlarına kulak asın:

– Ofisteyken duygularınızı dışa vurmayın ve şikayet etmeyin.
– Kendinizi sinirli hissettiğinizde cevap vermeden önce biraz bekleyin ve sakinleşmeye çalışın. Pasif agresif olmayın.
– Eğer iş arkadaşlarınız iletişim kurabileceğinize inandığınız insanlarsa, onların olumsuz davranışlarının işinizi ne kadar kötü etkilediği ile ilgili onlarla konuşmayı deneyin.
– Asla dedikodu yapmayın. “Üzgünüm bu konuda sana yardımcı olamam” gibi cümleler söyleyin ya da son teslim zamanı gelmek üzere olan bir işinizi yetiştirmeye çalıştığınızı belirtin ve işinize dönün.
– Çalışma arkadaşları arasında oluşan olumsuz olaylar dışarısında kalmak işiniz üzerinde yoğunlaşmanıza imkan tanır. Böylece patronunuzun gözünde daha fazla itibar kazanmış olursunuz.

4. Kişisel Problemleriniz İle İlgilenin

İş ve hayat arasındaki dengeyi kurmak profesyonel ve kişisel hayatı ayrı tutmaktan geçer değil mi? Aslında olay tam olarak da öyle değil. Alacağınız kötü bir haber bu dengeyi çabucak sarsabilir ve hayatınızda her şeyin alt üst olduğunu düşündüğünüz zamanlarda işinize odaklanmak oldukça zor bir hale gelebilir.
Kendinize sorun; acaba profesyonel sorumluluklarınızı gerçekleştirmek için kendinizi zorlamaya devam mı etmelisiniz yoksa kendinize gelmek için bir günü dinlenmeye mi ayırmalısınız? Olan bitenleri detaylarıyla patronunuza ya da insan kaynakları bölümüne açıklamak zorunda değilsiniz elbette. Ancak aldığınız kötü bir haber sonucunda profesyonel sorumluluklarınızı başka bir güne kaydırmak ya da yarım gün izin almak için ricada bulunabilirsiniz.

5. Hasta Olduğunuzda Dinlenmek İçin Kendinize Zaman Ayırın

Özellikle soğuk mevsimlerde hastalıklar birini yakaladı mı salgın duruma gelip herkese yayılabiliyor. Eğer kendinize dikkat etmezseniz ve hasta olduğunuzda izin istemezseniz, iyileşme süreciniz bir hayli uzayacaktır.
Eğer gerçekten de çalışmak zorundaysanız ihtiyacınız olacak ilaçları ve diğer sağlık malzemelerini bir sağlık çantasına yerleştirin ve bunu ofise getirin. Kesinlikle çalışma arkadaşlarınızdan uzak durun. İş arkadaşlarınıza hasta olduğunuzu ve sizden uzak durmaları gerektiğini söyleyin. Gerekli mesajları telefon ya da e-mail yoluyla çalışma arkadaşlarınıza iletmek oldukça etkili bir taktiktir. Patronum bana nasıl olsa izin vermez diye düşünmeyin, patronunuza mutlaka hasta izni alıp alamayacağınızı sorun.
Çok ciddi derecede kötü hissediyorsanız hasta iznine çıkın. Sizin sağlığınız ve diğer tüm çalışanların sağlığı açısından işe gitmemeniz herkes için daha avantajlıdır.

Kötü geçen günlerin büyük bir kısmının sizin kontrolünüz dışında gelişen faktörlerden dolayı olduğunu ve aynı sizin gibi diğer herkesin de kötü bir gün geçireceği gerçeğini sakın unutmayın. Bu gerçeği mutlaka kabullenmelisiniz. Bir adım geri atın, nefes alın ve kendinizi reset etmeye odaklanın. Bir sonraki an yeni bir andır, geçmişi geçmişte bırakın. Bunu başarabilirsiniz!

İlginizi Çekebilecek Diğer Yazılar

Ertelemeyi Bırakın ve Aksiyona Geçin “Bir gün” dediğiniz zaman aslında bugün. Dünyaya yeteri kadar yakından bakarsanız; bir tezgahın arkasına, küçük bir kabinin veya kutu gibi bir ofisin içine sıkışıp kalmış ve hayatından bıkmış insanlar göreceksiniz.   Aslında fırsatlar dün...
Günlük Hayatınızdan Çıkarmanız Gereken 7 Kötü Alışkanlık Hepimiz daha üretken olmayı, daha fazla üretmeyi istiyoruz. Fakat bırakın bunun için günlük hayatımızda küçük değişiklikler yapmayı, her geçen gün üretkenliğimizi düşürecek kötü alışkanlıklar ediniyoruz. Her insanın kimliği, davranış ve alışkanlıkla...
Sabahları Erken Kalkmanızı Kolaylaştıracak 12 İpucu Sabahları kalma saatinizi erkene alma kararını vermiş olabilirsiniz, çünkü güne 1 veya 2 saat erken başlamak gün içerisinde yapmak istedikleriniz için size ekstra zaman tanıyacaktır. Ancak erken kalma kararını almak ile gerçekten bu kararı pratiğe dö...
Açık Ofiste Hayata Tutunma Rehberi ve Mutluluğun Formülü Son 10 yıldır iş verenlerin gözdesi durumuna gelen bir ofis türü var: açık ofis. Peki nedir bu açık ofis ve iş verenler neden şirketlerinin iç dizaynını değiştirerek açık ofise geçiyorlar? Öncelikle açık ofisler daha az alanda daha fazla kişinin çalı...
Dijital Pazarlamacılar için 17 Ücretsiz Online Pazarlama Kursu Günümüzde çok fazla sayıda online pazarlama kursu var. Hatta bunu söylemek bile aslında bu kursların hangi boyuta ulaştığını yeterince etkili bir şekilde açıklayamayabilir. Aslında bu biraz sinir bozucu bile olabilir çünkü o kadar çok pazarlama kursu...

OfisPaneli ile tüm hizmetlere en avantajlı koşullarla erişin,
boşa harcadığınız para ve zamanı, şirketinizi büyütmek için kullanın.

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir