açık ofiste hayata tutunma

Son 10 yıldır iş verenlerin gözdesi durumuna gelen bir ofis türü var: açık ofis. Peki nedir bu açık ofis ve iş verenler neden şirketlerinin iç dizaynını değiştirerek açık ofise geçiyorlar? Öncelikle açık ofisler daha az alanda daha fazla kişinin çalışmasına olanak sağlayarak yapı maliyetini önemli ölçüde indirirler. Tabi ki tek sebep bu değil, birçok iş veren açık ofiste çalışanların göz önünde olduğunu ve daha kontrol edilebildiklerini düşünüyor. Bu durumun da verimliliğin arttığını hissediyorlar. Bir nevi iç rahatlatma yöntemi diyebiliriz bunun için. Zira sürekli çalışıyor olmak veya öyleymiş gibi görünmek verimliliğin artması demek değildir. Üstelik yapılan birçok anket, çalışanların açık ofislerden şikayetçi olduğunu gösteriyor olmasına rağmen. Yine de birçok patron, personelinin çalışıyor olduğunu görmekten mutlu oluyor. Tabi ki çalışanlar arasındaki iletişimi artırmak, takım ruhunu geliştirmek gibi, ofis giderlerini düşürmek dışında da avantajları bulunuyor.

Peki beyaz yakalıların çoğu açık ofisten şikayetçiyken, bu şikayetleri minimuma indirmek ve açık ofiste mutlu olmak imkansız mı? Elbette değil.

1- Yerinizi seçme şansınız varsa, sessiz sakin yani işinde gücünde çalışanların yanında oturun.


Eğer nerede oturabileceğinizi seçebiliyorsanız, çok konuşan sürekli hareket halinde olan birilerinin yanında oturmayı değil de sessiz sakin olan ve sorun yaşamayacağınız insanların yanını seçin. Su sebilinden uzak olmaya çalışın veya koridor gibi sürekli birilerinin geçtiği yerlere yakın olmayın. Zira o bölgelerde sürekli hareket olduğu için dikkatinizin dağılması muhtemeldir.

2- Yerinizi seçme şansınız yoksa ve oturduğunuz yerden rahatsızsanız, bunu dile getirin.


İş dünyasının test edilip onaylanan ve her daim geçerliliğini koruyan “ağlamayana meme yok“ sözünün gerçek olduğunu kendinize her fırsatta hatırlatın. Hem unutmayın, dile getirmezseniz rahatsız olduğunuz anlaşılmaz. Çalışanlar genelde patronlarından bir şeyler istemeye çekinirler, ancak işinizi iyi yapıyorsanız çekinmeniz gereken bir şey yoktur. Neticede absürt bir şey istemiyorsunuz. Üstelik bunu güzel bir dille ifade edip, yerinizi değiştirmenizin verimliliğinizi artıracağını anlatırsanız ve mevcut yerinizde oturmanız bir gereklilik değilse %99 ihtimalle yeriniz değiştirilir. Yine de çeşit çeşit patron var diyerek %1 olmama ihtimali veriyoruz ki olur da yeriniz değiştirilmezse kulaklarımızı çınlatmayın diye.

2- Kulaklık kullanmayı ihmal etmeyin.


Müzik dinlerken veya -tabi ki siz asla yapmıyor sürekli çalışıyorsunuzdur ama- ara sıra komikli video falan izliyorsanız bunu kulaklıkla yapmaya özen gösterin. Unutmayın diğer insanlar da iş yapmaya çalışıyor. Sizin dinlediğiniz müzikleri sevmeyebilirler veya ses varken işe konsantre olamayabilirler. Bu yüzden açık ofislerde mutluluğun en önemli aktörlerinden biri kulaklıktır, unutmayın.

3- Telefonunuzu tamamen sessiz modda kullanın.


İnsanlar, tam işe odaklanmışken sevgilinizin whatsapp’tan ona cevap yazmadığınız için sizi araması yüzünden telefonunuzun ısrarla çalmasından rahatsız olabilir. Konsantrasyonları bozulabilir. Zaten whatsapp iletileriniz pıt pıt pıt edip yeterince kafa dağıtmışken üstüne gelecek böyle bir arama da tuz biber olacaktır. Bu yüzden telefonunuzu sessize almayı ihmal etmeyin. Hatta titreşimi de kapatın. Tamamen sessiz modda olan telefonunuzu masanızın üstüne koyarsanız bildirim veya arama geldiğinde telefonunuzun ışığını görerek bunu anlayabilirsiniz. Üstelik kimseyi rahatsız etmeden.

4- Yüksek sesle konuşmayın.


Elinizdeki iş biraz azaldı ve keyiflendiniz mi? Bir çalışma arkadaşınız yanınıza geldi ve komiklikler şakalar mı yapmak istiyorsunuz? Ya da bir konu hakkında konuşacak mısınız? Konuştuklarınızı herkesin duymasına gerek yok. Sessiz olun. Olamıyorsanız veya olsanız dahi dikkat dağıttığınızı düşünüyorsanız çalışma ortamından uzak bir yere geçip dilediğinizi konuşabilirsiniz.

5- Arkadaşlarınızın monitörlerine bakmayın.


Kontrol ediyormuş gibi sürekli yanınızdaki çalışanın monitörüne bakmayın. Orası bir iş yeri olsa da o bilgisayar onun şahsi çalışma alanı ve bu alana gözünüzle de olsa müdahale etmeniz rahatsız edebilir. İnsanları rahat bırakın.

6- Hastaysanız rapor alıp evde dinlenin, hasta olanlardan da bunu yapmasını rica edin.


Bu, bizim ülkemizde pek yapılan bir şey değil maalesef. Çünkü olur da rapor alıp işe gitmezseniz hakkınızda önce yalan söylediğiniz düşünülür. Bir yandan elinizdeki işlerin bitmesi gerekir, patron laf eder vb. kaygılar nedeniyle rapor alıp evde dinlenerek hastalığı daha kısa sürede atlatmak varken işe gidilir ve hem iyileşme süreci uzatılır hem de diğer arkadaşlarınıza hastalık bulaştırma ihtimali doğar. Bu yüzden bir kişi hasta olduğunda çoğunlukla bir kişiyle bitmez o hastalık, masa masa dolaşır. Bu yüzden hastaysanız rapor alıp evde dinlenmenin en doğal hakkınız olduğunu unutmayın. Hem kendiniz hem iş arkadaşlarınız için. Hasta olanlardan da -onları kırmayacak ve yanlış anlamayacakları şekilde- rapor alıp evde dinlenmelerini rica edin.

7- Telefon görüşmelerinizi masanızda yapmayın.


Telefonunuz çaldığında, masanızdayken konuşmayın. Siz hafta sonu maceralarınızı konuşup eğlenirken arkadaşlarınız gürültüden rahatsız olur ve işe odaklanamaz. Konuşmanın konusu tabi ki önemli değil, konudan bağımsız olarak telefon görüşmesi yaptığınızda bunu dışarıda veya insanları rahatsız etmeyecek bir yerde yapmaya özen gösterin.

8- Empati kurun.


Aslında tüm yapılmasi gerekenler bu kilit sözcüğün ürünü: empati. Evet, kendinizi insanların yerine koyun, başkası yaptığında rahatsız olacağınız şeyleri siz de yapmayın. Ben rahatsız olmuyorum o zaman o da olmaz diye düşünmeyip, kendinizi rahatsız olabilecek insanların da yerine koyun ve onları anlayışla karşılayın. Neticede söylediğimiz şeylerden rahatsız olan insanlara “yuh ya bundan da rahatsız olunur mu“ diyemezsiniz. Çünkü o insanın o durumdan rahatsız olması, rahatsız olunabileceğini göstermeye yeterlidir. İnsanları rahatsız etmeyin.

İlginizi Çekebilecek Diğer Yazılar

Taksi Kullananların Sıklıkla Yaşadığı, Memnuniyetsizlik Yaratan 8 Durum Kimileri toplu taşıma araçlarının yetersiz kaldığı durumlarda, kimileri ise daha hızlı, kolay ve konforlu bulduğu için taksi kullanmayı tercih ediyor. Bu konfor ve kolaylığın ana kısmını ise yolculuk süreci değil, öncesi ve bitişi oluşturuyor. Yani t...
30’lu Yaşların Maddi Konularda En Fazla Yaptığı Hatalar Eğer 30’lu yaşlarınızdaysanız muhtemelen 20’li yaşlarınızın ortasına kadar üniversiteyi bitirmeye çalışmış, sonrasında ilk gerçek işinizi bulmuş, bazı riskler almış ve sonuçlar elde etmiş, güzel birkaç bağlantı kurmuş ve umarım çok eğlenmişsinizdir. ...
Hafta Sonu Tatilinde Kendinizi Yurt Dışında Hissedebileceğiniz, Türkiye’deki 5 Yer Türkiye, gerek doğal gerekse tarihi güzellikleri ile birçok turiste ev sahipliği yapan bir ülke. Yabancı ülkelerden insanların görmeye geldiği, fakat vatandaşlarımızın birçoğunun hiç görmediği, hatta bazılarının gördüğünde “Türkiye’de böyle yerler de...
Yeni Çalışma Ortamına Kolay Uyum Sağlayabilmeniz için 5 Önemli İpucu İş mi buldunuz? Yeni bir işe mi başladınız? İşinizde başarı yakalamanız ve mutlu olmanız için yeni çalışma ortamına uyum sağlamak zorunda olduğunuzu unutmayın. Adaptasyon süreciniz ne kadar hızlı ve sağlıklı gelişirse sizin için o kadar iyi olacaktır...
Hayatınızı Değiştirmek için Sabah Rutininizi Değiştirin Hayatın koşuşturması arasında, hayallerimizin peşinden gidebilmek hiçbirimize mümkün gibi gelmiyor. Bir de tam zamanlı bir işiniz ve de çocuklarınız varsa tahminen bunu aklınızdan bile geçirmiyorsunuz. Peki hayal ettiğimiz şeyleri gerçekleştirmemi...

OfisPaneli ile tüm hizmetlere en avantajlı koşullarla erişin,
boşa harcadığınız para ve zamanı, şirketinizi büyütmek için kullanın.

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir